Ali Baki KAZANCI

ATYD |Genel Müdür Onursal Başkan ve Başdanışman

01/10/2019

Ülke Turizmi Nereye Gidiyor?

Turizm, eğitim sektörünün kontrolsüz gücü. Turizmde eğitim seferberlik furyası, departmanlara göre tüm hızıyla ilerlemeye devam etmekte.
Bakanlığında sıkı takipçisi olduğu eğitimin, amacına ulaşması konusunda kararlılık tüm hızı ile devam ediyor. Şimdilerde mesleğin yazılı ve basılı görselliğini dosyalayıp flash diske koyan herkes piyasada eğitimci seferberliği yapmakta. Eğitimcilerin kağıt üzerinde yaptıkları ezberciliğin yanında, eğitici ve bilir kişileri kim nasıl denetliyor bilen var mı?
Değer yargılarının yaşam alanlarında toplumsal faktörleri de var. Şimdi Karadeniz şivesi ile Akdeniz şivesinin aynı olamayacağı bilinciyle hareket edersek eğer. Bölgesel bilgisi olmayan bir eğiticinin gittiği bölgede vereceği eğitimin anlaşılabilirliği ne olabilir? Peki turizmde her bölgeden gelen insanların bulunduğu ve çalışmakta olduğu bir ortamda eğitim nasıl olmalı? Eğitimden kasıt, insanların hangi konu üzerine yoğunlaşmış ise, anlaması ve uygulamada başarılı olması gerekmez mi?

Dostlar, ülkemizin turizminin bulunduğu yer ve nereye doğru ilerlediğini hep beraber bir gözden geçirelim.

Hangi özellikleri geriliyor, ilerleme ne yönde kaydediliyor ve 2019’da neler olacak.

Bakılması gerekenler neler olabilir? Hangi kriterler bizim kalitemizi belirler? Bu kalite bize neden gerekli?

Peki bunun yanında bir şey daha sormak ya da düşünmenizi sağlamak istiyorum. 

Bizim turizmimiz nerede, neden bu seviyede, bu mevcut kalitenin yükselmesi gerekir mi, gerekli mi, 

bunun için neler yapılabilir, yapılıyor mu, yapılmalı mı?

Yani bir çok soru var. 

Ülke turizminin kalitesi nerelerde? 

Ülke turizminin kalitesini neler belirler? 

Ülke turizminin son yıllardaki hali nedir? 

Ülke turizminin kriterlerini yükseltmek için ne yapılmalı? 

Ülke turizminin yükselişi için çaba var mı? 

Yoksa hep daha kötüye mi gidiyor? 

Ekonomiye katkısı, çalışanların standartları, dünyadaki yeri, gibi gibi bir çok soru ile devam edebiliriz. 

Dostlar iyiye gitmiyor, daha kötüye gidiyor. İyiye giden sadece dalgalı grafik çizen doluluk oranları, yatak sayıları ve ülke geliri.

Kriterler, kalite, imaj ve refah geriliyor. Son yıllarda personel ihtiyacı tedariği sorunlara doğru gidiyor.

Turizm okullarından, yurt dışardan ve hatta suriyeden bile personel istihdamı yapılıyor. Bazı grup otelleri Türk cumhuriyetlerine giderek

ucuz personel bulma, çalıştırma çabasıyla uğraşıyor. 

Maalesef hep bir kaosa doğru gitmeyi seviyoruz. Kural tanımayız, adamını bulup hallederiz. Sonuç  süper,  sonuç ortada.

Bizim ülkemizde işsizlik artıyor ama biz yurt dışından personel alıyoruz.

Ülke içinde de bazı bölgelerden turizmle hiç alakası olmayan personeller toplu halde getiriliyor. Bunlar için de bir kaç soru soralım mı? 

Bu personel istihdamı iyi mi oluyor? 

Bu personeller bizim işi bilen personellerimiz için sorun mu? 

Bu personellerin eğitimi nasıl oluyor? 

Bu personel ihtiyaçları nasıl çözülmeli? 

Otel yapılmaya yatak sayıları artmaya devam ediyor. 

Buna karşılık personel yetiştiriliyor mu? 

Bu kadar yapılan otel sayısına, yatak sayısına, 

denetlemeler yeterli mi? 

Ruhsatsız belgesiz emniyetsiz çalışan kaç tesis var? 

Ruhsatsız belgesiz tesis çalıştırmak ne derece sağlıklı? Bu tesislere kim onay veriyor, tesisin ruhsatı yoksa nasıl sezona giriş yapabiliyor. 

Değerli arkadaşlar bu soruların cevabı yok. Var ama yok.

Maalesef hep bir kaosa doğru gitmeyi seviyoruz. Kural tanımayız, adamını bulup hallederiz. Sonuç  süper,  sonuç ortada.

Son söz ne biliyormusunuz, komik bir rahmetli Kemal Sunal atasözü, “Dal üstinde saksağan,  damlaya damlaya göl olur”

İyi sezonlar dilerim.